Kütahya'nın Pınarları

1/12/2007 - Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak-Ahmet Uluçay

Kategori: unluler

Yıllardır Kütahya'nın Tavşanlı ilçesinin Tepecik köyünde kısa filmler yapan, bir avuç meraklının dışında kimselerin tanımadığı, tam 50. yaşını süren bir sinemacı Ahmet Uluçay...
"Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak" filmi İstanbul Festivali'nde büyük ödülü göğüsledi. Şimdi, Montreal'den Hamburg'a dünyaca ünlü festivaller onun filmini istiyor.


Yıllardır köşesinde, Kütahya'nın Tavşanlı ilçesinin Tepecik köyünde kısa filmler yapan, bir avuç meraklının dışında kimselerin tanımadığı, tam 50. yaşını süren bir sinemacı, birden gündeme geldi. Henüz ülkenin gündemine değil... O gündemde gerçek sanatçılara pek yer yoktur, biliriz. Ama dünya sinema odaklarının gündemine. Ahmet Uluçay adlı bu sanatçımızın Eczacıbaşı ödülü alan, yani en iyi Türk filmi seçilen "Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak" filmi, şenliği izleyen yabancı sinema adamları sayesinde birden büyük ilgi çekti, davetler almaya başladı. Şu anda filmi isteyen yabancı festivaller şöyle: Montreal (dünya galası için), Selanik (yarışma bölümü için), Toronto, Mannheim, Kiev, Hamburg, San Sebastian, Portekiz'de bir festival, vs. Bu festivallerde gösterilip ödül alırsa, Uluçay bizde de star yarışmalarının arasında belki gündemde kendine bir yer bulabilir! Uluçay, İstanbul'daki zaferin tadını çıkaramadan köyüne döndü. O, anlaşılan çevresinden ayrılınca sudan çıkmış balığa dönen ve "İstanbul büyüsü" denen şeye kapılmayanlardan... O yüzden konuşmamızı ancak mail yoluyla yapabiliyoruz. Ve ona sinema merakının nasıl başladığını soruyorum: "Bu soruyu ben de kendime sordum. Cevap harikaydı. İlkokul üçüncü sınıftayken, okula sinemacı geldi. Duvardaki görüntüyü görünce, bunun içimde bir karşılığı olduğunun farkına vardım. İçimde uyuyan suya bir fiske vuruldu sanki. Önce balıklar kaçıştılar. Sonra sualtı bitkileri yumuşak hareketlerle dansa başladı. Zihnim sürekli kendi görüntülerini üretmeye başladı. Yönetmen denen adamı tanımıyordum. Bütün marifetin projeksiyoncuda olduğunu sanıyordum. Bir projeksiyon aleti de benim olmalıydı. Arkadaşım İsmail Mutlu ile uzun uğraşlar sonucu tahtadan bir sinema makinesi yaptık. Yıllar geçti, projeksiyonun başındaki adam yönetmenle yerini değiştirdi. Ne bulursam okudum. Bir ara resme başlayıp sinema tutkumu avutmaya çalıştım. 1986 yılında 8 mm. bir kamera ve gösterici edindim.

1993 yılında bir Alamancı'dan aldığımız video kamera ile ilk kısa filmimi denedim. Becermiştim!" Festivalde hayranlıkla izlenen "Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak", kırsal kesimde iki yeniyetme çocuğun büyüme ve bu arada sinema yapma tutkusunu anlatıyor. Onun, hepsinin çok ilginç olduğu söylenen 8 kısa filmden sonra ilk uzun film macerası.. Kısa filmlerine de yardım eden İFR-İstisnai Filmler şirketine ("Neredesin Firuze"nin de yapımcıları) 2001 baharında gelip şöyle demiş: "Bana 500 milyon verin, size uzun bir film yapıp getireyim". Ezel Akay, ancak bir video filmi için yardım edeceklerini söylemiş. Şöyle diyor: "Ben pelikül konusunda tutucuyum. Ama direnmedim, video ile çekmeyi kabul ettim. Belki böylece ileride çekmek istediğim 'Bozkırda Deniz Kabuğu', 'Kuzey Masalı' gibi projelerim için imkan doğacaktı. Bir yıl senaryo yazmıştım, filmiyse 35 günde çekip bitirdik. Evet, bu özyaşamsal bir hikayedir." Ulaçay acaba hangi filmlerle büyümüş, hangi yönetmenlere hayranlık duymuştu? "O zamanlar kasabada sinemalar vardı, şimdi yok. 'Bisiklet Hırsızları', 'Askerin Türküsü', 'Oliver', 'Yirmibeşinci Saat', 'Bülbülü Öldürmek', 'Sevgili Öğretmenim'... Türk sinemasından Metin Erksan ve özellikle 'Kuyu'. 'Kuyu' yu gördükten sonra artık yönetmen olmaya mahkumdum. Sonra Yılmaz Güney'in 'Ağıt' ve 'Acı'sı...
John Ford, sonra da Leone westernleri... Görsellik çok önemliydi. Adını bile hatırlamadığım bir savaş filminde, Prag kentinin yağmurda parlayan parke taşları hala gözümün önünde."

EŞİM EN BÜYÜK YÖNETMEN
Festivalde ödül alırken bunu eşine adamıştı. Niye? "Eşimi sinema tutkum yüzünden yoksulluğa mahkum ettim. Yoksulluk utanç da getirir. Hele bizim buralarda, sosyal yarışı kaybettiğin an, dışlanırsın. İnsanlar ahlaksızlığı bağışlayabiliyor ama acizliği asla. Çal, soy, yeter ki yoksul kalma. Ben Beyoğlu'nda, koltuğumun altında senaryolarla kapı kapı dolaşırken, evin faturalarını, çocuklarımın bakımını eşimin üzerine yıktım. Benim gibi bir sorumsuzu yönettiği için, o büyük yönetmendir." Filmin oyuncuları çocuklar. Onları nasıl yönetmiş? "Çocuklarla çalışmak kolay. Ego çatışması yaşamıyorsunuz. Evcilik oynar gibiyiz. Üstelik sanki onlar beni oyunlarına davet etmişler gibi oluyor." Peki, büyük kente gelmeyi düşünmüyor mu? "Hiç düşünmedim. Acı verecek kadar bir 'daüssıla' duygusu yaşıyorum, buradan uzak kaldığımda. Süre uzarsa, bu duygu beni öldürebilir.
Kentin sineması da, cazibesi de içimde terbiye olmayan ilkel tarafıma hiçbir şey söylemiyor." Uluçay'ın ne yazık ki ciddi sağlık sorunları var. İFR'den yapımcı Serkan Çakarer anlatıyor... Filmi bitirdikten sonra bir beyin ameliyatı geçirmiş, çocukluğundan beri varolan bir ur alınmış. Şimdi ilaç tedavisi görüyor. Bir ara morali çok kötüymüş ama ödül ona moral vermiş. Filmin post-production'undan da sorumlu olan Çakarer, filmi Antalya'ya yetiştiremediklerini ama İstanbul için yeterli zaman bulduklarını söylüyor: "Nerede olursa olsun ve yaşarsa yaşasın, sinema yapacaktı o. En rahat mekanı da köyü. Sanırım hep orada kalacak." İşte bambaşka bir sinemacı portresi. Film sinemalara gelince lütfen gidip izleyin ve yetenek denen şeyin, icabında çamurda büyüyen bir çiçek gibi her yerde boy attığına siz de tanık olun. Buna değer...

6 YorumYorum yaz!Bağlantı

1/12/2007 - Âmâ öğretmenin azmi öğrencilere örnek oldu

Kategori: Haberler

Kütahya'nın Emet ilçesine bağlı Düşecek Köyü İlköğretim Okulu'nda Türkçe öğretmenliği yapan görme özürlü Osman Taşdemir, azmiyle çevresine örnek oluyor.

Tüm engellere rağmen işini severek yapan Taşdemir, öğrencilerine yalnız ders vermekle yetinmiyor; aynı zamanda onları hayata hazırlıyor. Görme özürlülerin kullandığı kabartma alfabe Brailla'yı çok iyi kullanan Taşdemir, bu alfabeyle hazırlanmış ders kitaplarıyla öğrencilerine ders veriyor. Toplam 61 öğrencinin bulunduğu köy okulunda, 27 kız öğrenci eğitimini sürdürüyor. 8. sınıf öğrencileri Emeti Şahin, Dilek Esen, Uğur Canbolat, Sevgi Tosun, Bahar Çakmak, Sultan Taşdemir ve Döndü Keskin ile 5. sınıf öğrencisi Aliye Gümüşsoy, öğretmenlerine toz kondurmuyor. Öğrenciler, Osman Taşdemir'in çantasını taşımasına yardımcı oluyor. Her geçen gün hayata daha umut dolu bakan Osman öğretmen de öğrencilerin ilgisinden memnun. "Engelliler de toplumun bir parçası. İstedikten sonra her engel aşılıyor" diyen Osman Taşdemir, öğrencileriyle çok farklı bir iletişim içinde. Taşdemir, öğrencilerin dersle ilgilenme ve kendisine yaptıkları yardım sayesinde sorumluluk duygusu hissettiklerini; bunun da onları daha şimdiden hayata hazırladığını vurguluyor.

Okul Müdürü Ufuk Zengin de Osman öğretmenle çalışmaktan son derece memnun. Görme özürlü bir öğretmenin verimli olamayacağı fikrine kesinlikle katılmadığını söyleyen Ufuk Zengin, okuldaki öğrencilerin ve öğretmenlerin özverisi sayesinde bir problem yaşamaktan öte, özellikle öğrencilerin ona sahip çıkmasından duyduğu memnuniyeti dile getiriyor. Osman Taşdemir için; "Örnek alınması gereken bir azmi var" diyen Zengin, görme özürlü öğretmenin mesleğini çok iyi benimsediğini belirtiyor. Ufuk Zengin, Osman öğretmenin geçen yıl müzik ve İngilizce dersleri verdiğini aktararak, "Çok güzel flüt çalıyor. Öğrencilerimiz onun sayesinde flüt çalmayı öğrendi. Kendisi çok yönlü bir insan" ifadelerini kullandı.

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

1/12/2007 - Tavşanlılı Aileden İnsanlık Dersi

Kategori: Haberler

Kütahya'nın Tavşanlı ilçesine bağlı Göbel köyünde yaşayan bir aile, felç olan ve yatağa düşen bir yaşlının bakımını üstlendi.


Haber:  Tavşanlılı Aileden İnsanlık Dersi

Tepecik beldesinde yaşayan Ahmet Karaca (82), bundan 6 ay önce felç geçirerek yatağa mahkum hale geldi. Sağ tarafı tutmayan ve bakacak kimsesi olmadığı bildirilen yaşlı adama, Göbel köyünde yaşayan Ahmet ve eşi Serpil Çatalca sahip çıktı. Çatalca ailesi, yaşlı adam için adeta evde hastane odası kurdu. Hayırsever aile, yaşlı adam için ayırdıkları odayı, onun ihtiyaçlarına göre düzenledi. Odaya klozet, lavabo yapan ve bir de telefon bağlayan Ahmet Çatalca, ayrıca, yatağın kenarına hastanın rahatlıkla oda ışığını açabilecek, kendisini zille uyarıp ihtiyacını dile getirecek ve oda soğuduğunda yanı başında bulunan elektrikli ısıtıcıyı açabilecek bir de pano yaptı. Yaşlı adam, hiç yatağından kalkmadan bütün ihtiyaçlarını rahatlıkla giderebiliyor.

Hasta Ahmet Karaca ile hiçbir yakınlığı olmadığını dile getiren Ahmet Çatalca, "Eşim ile birlikte bu yaşlı adamı tanıyınca Allah rızası için onun bakımını yapmaya karar verdik. Daha sonra bu manevi duygu bizi başka insanlara da yardım edebileceğimizi düşündürdü. Göbel köyündeki evimde eşimle beraber yaşıyoruz ve birçok odası kullanılmıyor. Bu odaları da düzenleyip 8-10 kişiye daha bakabiliriz" dedi.

Çatalca ailesinin bu davranışı takdirle karşılandı. Çatalca ailesini evlerinde ziyaret eden Beyazay Derneği Tavşanlı Şube Başkanı Hamza Döner, "Ahmet beyin yaptığı yardım örnek bir davranış. Onun gibi insanların desteği özürlülerimize de güç veriyor. Beyazay Engelliler Derneği olarak bu tür yardımlarda elimizden geldiği kadar destek vermeye hazırız. Günümüzde evlatlar bile bazen bu yükü taşıyamıyor" şeklinde konuştu.

2 YorumYorum yaz!Bağlantı

23/6/2007 - Ünlüler, nakış ustası öğretmenin peşinde

Kategori: Haberler

 

 
Osmanlı sultanlarının giydiği nakışlı kıyafetleri modernize etti, şimdi Sabancı ailesinden Bülent Arınç’ın eşi Münevver Arınç’a kadar birçok ünlü kadını giydiriyor. Üstelik Türkiye’de yapılan bütün nakış yarışmalarında birincilikleri toplayan Cemile Gül’ün ödülleri boyunu aşmış.

Yaklaşık 20 yıldır Kütahya’da nakış öğretmenliği yapan ve 11 yıldır da nakış yarışmalarında Türkiye birinciliğini kimseye kaptırmayan Cemile Gül’ün aldığı ödüller boyunu çoktan aştı. Kütahya’nın eski Osmanlı kıyafetleri bakımından son derece zengin yapısını modern kıyafetlere uyarlayan Gül, bu alanda artık bir marka olmuş durumda. Tarihî kıyafetler olan pullu, dallı, çatkılı, tefebaşı ve bindallı gibi giysilerin modernize edilmiş şekillerinin görenler tarafından çok beğenildiğini vurgulayan Gül, kendisini modacı olarak değil, tasarımcı olarak niteliyor.

Asker emeklisi olan eşinden de destek gören ve kendi ifadesiyle “Kütahya âşığı” olan Cemile Gül, TBMM Başkanı Bülent Arınç’ın eşi Münevver Arınç, Çiğdem Simavi, ünlü ses sanatçısı Zara, Sabancı ailesi, Güral ailesi, Gülşen Kutlu gibi ünlü isimleri giydiriyor. Zaman zaman ünlü modacı Yıldırım Mayruk’la birlikte de çalışan Gül, ocak ayında Dolmabahçe’de açtığı sergisinin İstanbullulardan büyük ilgi gördüğünü söylüyor.

“Anadolu’da yaşayan eğitimli bir kadının neler yapabileceğini ve Türk kadınının geleneğini göstermek amacıyla yaptığım çalışmaların semeresini, 11 yıldır katıldığım nakış yarışmalarında Türkiye birincisi olarak aldım.” diyen Cemile Gül, son yapılan iki kategorideki yarışmalarda da ilk üç sırayı kimseye bırakmadı ve tam 6 dereceyi birden aldı. Türk Tanıtma Vakfı (TÜTAV) Başkanı Kemal Baytaş, özellikle yurtdışındaki tanıtım organizasyonlarında Cemile Gül’ü özellikle tercih ediyor. Gül, Türkiye’yi ve Türk kadınını yurtdışında da en iyi şekilde temsil ettiğine inanıyor. “İşimi severek yapmanın mükafatı olarak, Türkiye’nin tanıdığı insanlara ulaşmak ve Osmanlı motiflerinin uygulandığı kıyafetleri giydirmek benim için büyük bir onur.” diyen Gül’ün en büyük hedefi ise 12 yıldır hep birincilikle taçlandırdığı mesleği vasıtasıyla Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın da desteğini alarak, Türk kadınını dünyaya tanıtmak.

Toplam 26 kişi çalıştırdığı Kütahya’daki el sanatları atölyesinde el emeği göz nuru kıyafetler üreten ve yeni tasarımların altına imza atan Cemile Gül, şimdiye kadar çok sayıda ulusal TV kanalındaki programlara katılarak Kütahya’nın tanıtımına da katkıda bulundu. Yaptığı çalışmalarla kısa zamanda geniş bir yelpazede ilgi gören Gül, yurtdışında da çok sayıda organizasyona katılarak Türkiye’nin tanıtımı için çalışmalarını sürdürüyor. Gül, daha önce TRT tarafından başarılı ve örnek işkadını olarak bir programa da davet edildi. Kendini Atatürkçü, çağdaş Türk kadını olarak tanımlayan Cemile Gül, Kütahya’da bir sektörün uyanmasında öncü olanlardan biri. Gül, daha çok mesafe kat etmesi gerektiğini düşünüyor.

 

http://cumaertesi.zaman.com.tr/?bl=8&hn=4476

6 YorumYorum yaz!Bağlantı

14/6/2007 - Kütahya'da tarihi evler

Kategori: Turizm

 

 







 






2 YorumYorum yaz!Bağlantı

14/6/2007 - Kütahya'da tarih yeniden canlanıyor

Kategori: Haberler

Yaklaşık 7 bin yıllık tarihe sahip Kütahya'da belediye, tarihe yeniden sahip çıkıyor. Özellikle Selçuklu ve Osmanlı mimari örneklerinin sıkça rastlandığı Kütahya'da, tarih ve kültür turizmini geliştirmek için yapılan çalışmalar takdir topluyor.

Kütahya Belediyesi'nin üç senedir üzerinde durduğu Cumhuriyet Caddesi Sevgi Yolu Projesi'nde çalışmalar tüm hızıyla devam ederken; bu yolun taşıt trafiğine kapatılması nedeniyle ihtiyaç duyulan alternatif yolun da çevre düzenleme çalışmaları yapılıyor. Şengül Hamamı ve yanında yer alan Birsen Tanrıöver Konağı, kent ekonomisin de önemli bir yeri işgal eden maden kaynaklarının tanıtım ve kullanımına ilişkin görsel bilgilerin alınabileceği, Yer Altı Kaynakları Sergi Salonu olarak değerlendirilecek. 19. yüzyılın ikinci yarısında yapıldığı tahmin edilen, Sultanbağı Caddesi üzerindeki tarihi Defterdar Konağı'nın kamulaştırılması belediye tarafından yapılarak, restorasyon çalışmalarına başlandı. Kentteki önemli konaklardan biri olan Defterdar Konağı, Kütahya'nın eski ailelerinden Defterdarlar Ailesi tarafından yaptırılarak kullanılan bir konak. Cephe özellikleri ve iç mekân süslemeleri bakımından Kütahya'nın en zengin tarihi yapılarından birisi olma özelliğini taşıyor. Son dönem Osmanlı mimarisi olan konak, bahçeli kerpiç ev vasfına sahip. 7 bin yıllık Kütahya tarihinde çok önemli bir yeri olan Kütahya Kalesi'nin çevre düzenlemesi de, belediyenin önemli projelerinden biri. Kütahya'nın çok sayıda kültürün izlerini taşıdığını hatırlatan Kütahya Belediye Başkanı Mustafa İça, Ulu Cami çevre düzenleme projesi kapsamında hayata geçirilecek olan Ulu Cami İş Merkezi Projesi'nde yıkımların tamamlanarak inşaat çalışmalarına başlandığını söyledi. Kütahya'nın önemli tarihi mekânlarından olan Ulu Cami çevresinde, tarihi dokuya uygun bir meydan çalışması yapılacağını aktaran Başkan İça, "Meydan çalışması kapsamında yapılacak iş merkezi; pastanelerin, kahvaltı salonlarının bulunduğu, Kütahyamıza özgü yöresel ev yemekleri, hamur işleri ve böreklerin ikram edileceği bir mekân olacak. Yeni yapılacak iş merkezinde zemin kattaki yerler tamamen eski mülk sahiplerine verilecek" şeklinde konuştu.

 

http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=546170

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

8/6/2007 - KÜTAHYA'DA ''MEVLANA'YI ANMA'' ETKİNLİĞİ

Kategori: Haberler

 

 

Birleşmiş Milletler Bilim ve Kültür Kurumunun (UNESCO) 2007 yılını ''Mevlana Yılı'' ilan etmesi çerçevesinde, Kütahya Belediyesi ile Kültür ve Turizm Bakanlığının katkılarıyla ''Mevlana Celaleddin Rumi'nin 800. Doğum Yıl Dönümü Anma Etkinliği'' Dumlupınar Spor Salonu'nda yapıldı.
Kütahya Belediye Başkanı Mustafa İça, düzenlenen törende, Kütahya'nın, Mevlana henüz hayatta iken onu fikirleriyle tanıdığını, Anadolu'da ise Mevleviliğin kurulup gelişmesinde, Mevlana'nın oğlu Sultan Veled'in önemli katkıları bulunduğunu söyledi.
Mevleviliğin 3'üncü büyük merkezinin Kütahya olduğunu ifade eden İça; ''Sultan Veled'in Fatma Hatun ile evliliğinden doğan kızı Mutahhara Hatun, Germiyanoğlu Süleyman Şah ile evlenmiştir. Bu evlilik, Mevlana soyu ile Germiyanoğulları arasında bir akrabalık bağı oluşmasını sağlamıştır. Bu evlilik Kütahya ve çevresinin ilk elden Mevleviliği tanımasının en önemli vesilesidir. Kütahya, Mevleviliğin Konya ve Afyon'dan sonra 3'üncü büyük merkezidir. Kütahya Mevlevihanesi'nin Mevlevihaneler içinde müstesna bir yeri vardır. Önemli şahsiyetlerin yetiştiği Yenikapı Mevlevihanesi'nin 18. yüzyıldan itibaren şeyhlik görevini Kütahya'dan giden Ebu Bekir ailesi yürütmüştür'' dedi. Başkan İça, Kütahya'da bulunan 700 yıllık Erguniye Mevlevihanesi'nin çok sayıda şair, edip, sanatçı ve fikir adamlarının yetişme ortamını sağlayan eşsiz bir kurum olduğunu, Ergun Çelebi'nin de kabrinin bulunduğu mevlevihanenin bugün Dönenler Camisi olarak kullanıldığını belirtti.
Daha sonra, Uludağ Üniversitesi (UÜ) İlahiyat Fakültesi Tasavvuf Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Süleyman Uludağ, Mevlana'nın hayatı hakkında bir konferans verdi.
Konuşmaların ardından, Kültür ve Turizm Bakanlığı İstanbul Tarihi Türk Müziği Topluluğu sema gösterisi sundu.
Anma törenine, Kütahya Valisi Şükrü Kocatepe ve eşi Sultan Kocatepe, Belediye Başkanı Mustafa İça ve eşi Zafer İça, İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Dr. Müh. Salih Akkaya Vali Yardımcısı Günay Özdemir ve çok sayıda vatandaş katıldı.

 

 

 

 

1 YorumYorum yaz!Bağlantı

7/6/2007 - Kütahya çinisi uluslararası 'altın fırça' yarışmasıyla t

Kategori: Haberler

Kütahya Belediyesi ve Kütahya Tanıtım Vakfı tarafından Kütahya çinisinin tanıtılması için iki ayrı çini yarışması düzenlenecek.

5 ayrı kategoride yapılacak olan 'Altın Fırça' yarışmasında dereceye girenlere 27 bin 500 YTL ödül dağıtılacak. Konuyla ilgili bilgi veren Belediye Başkanı Mustafa İça, belediye bünyesinde oluşturdukları Kütahya Çiniciliği Danışma Kurulu'nda alınan karar doğrultusunda bu ata yadigarı sanatı geliştirmeyi ve tanıtmayı amaçlayan geniş kapsamlı iki yarışma yapılacağını söyledi. Bunlardan mimari alanda çini yarışmasının uluslararası düzeyde ve gelecek yıl yapılacağını aktaran İça, klasik çini yarışmasının da bu yıldan itibaren her yıl düzenleneceğini vurguladı. Daha önce yapılan çini yarışmalarına kıyasla bu yılki 'Altın Fırça' klasik çini yarışmasının daha kapsamlı olarak dik mal, tabak, pano, form tasarım ve özgün tasarım olmak üzere 5 ayrı kategoride yapılacağını anlatan İça, "15 Temmuz-10 Ağustos arasında yarışmaya katılacak sanatkarlarımızın ürünlerini alacağız. Bunları sergileyip her kategoride dereceye girenlere toplam 27 bin 500 YTL ödül dağıtacağız. Amacımız çini sanatımızda kaliteyi yakalamak ve destek vererek tanıtımını sağlamak" diye konuştu. Kütahya Tanıtım Vakfı Başkanı Adil Özkan da, yarışma için davetiyelerin tüm üniversite rektörlükleri, güzel sanatlar fakülteleri ile çok sayıda resmi ve özel kuruma gönderildiğini belirterek, yarışmaya katılımın çok olmasını sağlamak amacıyla girişimlere başladıklarını vurguladı. Özkan, yarışmaya dünyanın her yerinden yapılacak müracaatları kabul edeceklerini kaydetti.

http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=548478
yok YorumYorum yaz!Bağlantı

5/6/2007 - Kurutulan baklava ambalaja girdi

Kategori: Yemekler

Kütahyalı tatlı ustaları, kadayıf ve Kemalpaşa'dan sonra baklavayı da kurutarak ambalaja soktu.

Kütahyalı tatlı ustası Eyüp Lahaçlar, şu anda piyasada köfte, çorba gibi çok sayıda yiyeceğin kuru olarak pazarlandığına işaret ederek, baklava başta olmak üzere; burma, dürüm, bülbül yuvası, ev baklavası, hanım göbeği, şöbiyet, cevizli tel kadayıf, fıstık sarma ve damat baklavası tatlılarını kuru olarak pazarlamaya başladı. Babasının Yugoslav göçmeni olduğunu anlatan Lahaçlar Eskişehir, Uşak, Manisa, Bilecik ve ilçelerinde çok sayıda marketle çalıştıklarını dile getirerek, "Yaptığım uzun çalışmalar sonunda, dayanıklılığı ve isteğe göre tatlandırma imkanı sağlaması bakımından avantajlı olduğunu düşündüğüm kuru baklava ve tatlı çeşitlini üretim işine başladım. Olumlu tepkiler alıyoruz. Amacım daha geniş kitlelere hitap etmek" diye konuştu.

 

http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=547137

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

5/6/2007 - KÜTAHYA MUTFAĞI VE YEMEKLERİ

Kategori: Yemekler

KÜTAHYA MUTFAĞI VE YEMEKLERİ

ÇORBALARI

Sıkıcık Çorbası :

Malzemeleri; 1 su bardağı ince bulgur ,3 yemek kaşığı tarhana ,1 yemek kaşığı un ,½  fincan kuru nane ,1 çay kaşığı karabiber ,1 büyük kuru soğan ,½ paket et suyu ,1 yemek kaşığı salça ,2 diş sarımsak ,1 kase yoğurt

Hazırlanış: İnce bulgur bir kabın içerisinde, bir çay bardağı sıcak su gezdirilerek kabarması beklenir. Üzerine tarhana, un, karabiber ve nane karıştırılır. Katı bir katı bir karışım elde edilir. Elimizde yuvarlayarak bilye büyüklüğünde küçük toplar yapıp, unlu bir tepsiye sıralarız. Bir başka tencerede soğan, yağı ve salça kavrulur. Üzerine beş su bardağına yakın su doldurulur. Kaynayan salçalı suya önceden yuvardığımız toplar atılır. Birbirine yapışmaması için tane tane  atmakta yarar vardır. Kısık ateşte bulgurlar iyice pişinceye kadar kaynatılır. Et suyu varsa suyuna karıştırılabilir. Daha çok lezzet elde etmiş oluruz. Sunum; küçük bir kasede yoğurt ezip, içine dövülmüş sarımsak karıştırarak sos hazırlanır. Bu sos, sıcak olarak tabaklara servis yapılan Sıkıcık’a arzuya göre dökülür.

Yoğurtlu Çevirme çorbası :

Malzemeleri; 500 gr. Süzme yoğurt , 2 kaşık un ,1 yumurta ,6 bardak su (2 bardak et suyu 4 bardak su ,1 çay bardağı pirinç ,Bir miktar tuz ,Tereyağı ,Kırmızı biber ,Nane

Hazırlanışı: Bir tencereye  yoğurt, yumurta, un konularak kaşıkla iyice ezilir. Yavaş yavaş su ilave   edilerek orta ısıdaki bir ocakta kaynayıncaya kadar ağır ağır karıştırılır. Kaynadıktan sonra tuz ve 2 bardak et suyu ilave edilir. Pirinçler iyice yumuşayana kadar ateşte pişirilir. Sunum; üzerine tereyağı kızdırılarak kırmızı toz biber konulup arzuya göre nane ilave edilerek servise sunulur.

 

BÖREK VE MANTILAR 

Cimcik :

Malzemeler i; Un, Yumurta ,Tuz ,Tereyağı ,Sarımsak ,Yoğurt

Hazırlanışı: Bir kabın içine un havuz gibi açılır. İçine yumurta, tuz, su ilave edilir. Hamur yoğrulur. Yoğrulduktan sonra yumaklara ayrılır. Hamurlar yuvarlak olarak tek tek açılır. Unlanır. Oklava ile iki taraftan  eşit  biçimde sarılır. Ortadan ikiye kesilir. 1parmak eninde kesilir. Bıçağın üzerine atılır. Küçük küçük kesilir. El ile havalandırarak hoplatılır. Tek tek cimciklenir. Çapraz biçimde 1 kaşığa 40 adet sığacak şekilde yapılır. Sunum; tereyağı gezdirilir.Üzerine sarımsaklı yoğurt dökülür. Servise sunulur.

Şibitli Tavuk Tiridi

Malzemeleri; 1 büyük tavuk, 5 lt. su , yeteri kadar tuz , 5 yemek kaşığı tereyağı , 1 tatlı kaşığı kırmızı toz biber , 2 kg un , ½ kg süzülmüş katı yoğurt , 1 baş sarımsak

Hazırlanış: Tavuğun Hazırlanışı; temizlenip yıkanmış tavuk, büyükçe tencereye konulup su ve tuz ilave edilerek, pişinceye kadar kaynatılır. Ilıyınca tepsinin ortasına konulur.

Şibitin Hazırlanışı; 2 kg. una 1 yemek kaşığı tuz katılarak, kulak memesi yumuşaklığında yoğrulup, üzerine nemli bir bez örtülerek 10 dakika bekletilir. Küçük bezelere ayrılan hamur,1 mm. Kalınlığında açılarak kızgın saç üzerinde iyice kurutmadan çevire çevire pişirilir. Ve hemen rulo halinde sarılıp 5 cm boyunda parçalara kesilerek tepsideki tavuğun etrafına dik dik dizilir. Tavuğun suyu da şibitlerin üzerine ılık şekilde dökülerek tirit yapılır. Üzerine kızarmış kırmızı biberli tereyağı ezdirilir. Arzu edilirse sarımsaklı yoğurt dökülür. Sunum; ılık olarak servis yapılır.

Tosunum :

Malzemeleri; 1 şişe maden suyu , 1 yumurta , 1 çorba kaşığı yoğurt , 1 çay bardağı zeytinyağı , tuz ,
1 adet margarin , haşhaş ,aldığı kadar un

Hazırlanışı: Hamur yoğrulur ve 8 parçaya bölünür. Her parça bir tabak büyüklüğünde açılarak yağlanır ve katlanır. Buzdolabında 1 saat bekletilir. Her parça açılır, 4 parçaya bölünür. İçi  konup kapatılır. Üzerine yağlı haşhaş sürülüp fırına verilir. İçinin hazırlanışı, 1 su bardağı yeşil mercimek iyice haşlanır. Süzülür., biraz yağla 1 adet doğranmış soğan kavrulur. Mercimek ilave edilir. Tuz ve karabiber konulur. Sunum; tercihen sıcak olarak servis yapılır.

Lokum

Malzemeleri; Un , Maya , Yoğurt , Yumurta ,Haşhaş

Hazırlanışı : Un, su,yoğurt ve maya ile yoğrulur. Bir süre dinlendirilir. Daha  sonra ise üzerine yumurta ve haşhaş sürülerek fırına sürülür. Yarım saat pişirilerek dışarı çılarılır. Onbeş dakika dinlendirildikten sonra yememeye hazırdır.

DOLMALAR VE SARMALAR

İlebada Dolması :

Malzemeleri; Bulgur ,Kese yoğurdu ,Nane ,Soğan ,Ilıbada (Labada) ,Kırmızı biber ,Karabiber

Hazırlanışı: Bulgur, sıcak suyla kabartılır. Soğuduktan sonra kese yoğurdu , ince doğranmış soğan ve ince doğranmış taze nane ile yoğrulur. İsteğe göre karabiber veya kırmızı biber ilave edilir. Labadalar sıcak suda az haşlanır. Haşlanan labadaların dışındaki damar kısmı kesilerek inceltilir.Labadaların içine, önceden hazırlanmış olan iç konarak sap kısmından uca doğru muska şeklinde sarılır. Labadaların damarlı kısmının (tersinin içe gelmesine özen gösterilir. Sarma işlemi bittikten sonra sıvı yağ ile yağlanmış tencerenin dibine iki sıra labada yaprağı serilerek hazırlanmış olan dolmalar dizilir. 10-15 dakika pişirilen dolmalar ocaktan indirilerek dinlendirilir. Sunum; isteğe göre sıcak veya soğuk olarak servise sunulan ılıbada dolması, yoğurtla servis yapılır.

Etli Yaprak Sarma

Malzemeleri; ½ kg kıyma ,1 çay bardağı pirinç ,1 baş soğan ,Tuz ,Karabiber ,1 adet domates ,200 gr yaprak

Hazırlanışı : Kıymanın içine soğan, domates küçük doğranır.Pirinç, tuz, biber, bir miktar su yumuşatacak kadar hepsine karıştırılıp dolma yapmaya vaziyete geçirilir. Yaprakları sıcak su ile haşladıktan sonra yaprağın geniş yerinden başlamak üzere sarmya devam edilir. Hafif ateşte pişirilir. Sunum; üzerine yoğurt konarak servis yapılır.

ET YEMEKLERİ

Göveç

Malzemeleri; 1 adet kuzu ön kolu , 3 baş orta soğan , 1 kaşık salça , 5 adet çarliston , 4 adet domates , tuz , karabiber

Hazırlanışı: etimiz parça olarak gövece konur, tu atılır, soğan doğranarak bir müddet kavrulur, daha sonra domates ve salça ilavesi yapılarak suyu çekilene kadar beklenir. Çarliston biberleri doğrayıp etin üstüne örtecek şekle kaynamış suyu ilave ederiz. Bir iki taşım kaynadıktan sonra fırına koyarız.30 dakika sonra etin pişip pişmediği kontrol ederiz. Gövecin üstü kızarınca fırından alırız.

Küp Eti

Malzemeleri; 500 gr. iri kuşbaşı et , 1 orta boy soğan , 2 orta boy domates , 2 adet yeşil biber ,1 diş sarımsak , tuz , 1,5 çay bardağı su , karabiber

Hazırlanışı: Küpün içine önce bütün soğan yerleştirilir. Daha sonra sırası ile et domates, biber, sarımsak, tz ve karabiber koyulup, suyu ilave edilir. Etin hiç yağı yoksa yarım çay bardağı sıvı yağ ilave edilebilir. Küpün ağzı sıkıca kapandıktan sonra çok kısık ateşte 3 saat kadar pişirilir. Sunum, kızarmış patates , pirinç pilavı ile servis yapılabilir.

Kütahya Usulü Kavurma

Malzemeleri; 1 kg dana eti ,3 çorba kaşığı tereyağı ,1 tatlı kaşığı tuz ,2 adet domates ,50 gr. biber

Hazırlanışı: 1 kg dana eti kuşbaşı olarak doğranarak tencereye atılır. Suyu çekinceye kadar ocakta bırakılır. Suyunu çektikten sonra biraz yağ atılır ve tuz ilave edilir. Daha sonra 10 dakika bu vaziyette kısık ateşte bırakılır. Biberler doğranarak yemeğe ilave edilir ve 5 dakika pişirilir. Daha sonra domatesler kuşbaşı doğranarak ilave edilir ve 2 dakika daha kavrulur. Sunum; sıcak olarak servis yapılır.

HOŞAF VE TATLILAR

Güllaç :

Malzemeleri; , 6 adet güllaç yaprağı , 100gr ceviz , 1 tatlı kaşığı tarçın , 1 kg  süt , 1 su bardağı şeker, 100gr. kaymak

Hazırlanışı: Cevizler irice dövülüp tarçınla karıştırılır. Güllaç yaprakları  dörde bölünür. Şekerle süt kaynatılır. Güllaçlar, geniş kenarları olan tepside sıcak şekerli süte bastırılıp, hafif yumuşatılarak ikiye katlanır. Tabağa alınıp geniş olan kenarlarına tarçınlı ceviz ve kaymak koyulur. Hepsi tamamlandığında kalan süt üstüne dökülür Tatlının üzerine dövülmüş antepfıstığı serpilerek soğuk servis yapılır.

Ev Baklavası

Malzemeleri; 600 gr. un ,3 yumurta ,500 gr. dövülmüş ceviz ,1 kg mısır özü yağı ,250 gr. tuzsuz tereyağı , 750 gr. elenmiş ev nişastası ,1 limon suyu ,1 kahve fincanı zeytinyağı ,1 fiske tuz

Şurubu için; 2 kg şeker ,1 limon suyu

600 gr un, 3 yumurta, 1 fincan zeytinyağı, 1 su bardağı kadar su ve 1 çimdik tuz ile iyice ve yumuşakça yoğrulur. 1 saat bekletilir. Hamur ceviz büyüklüğünde 45 bezeye ayrılır. Bezeler nemli bezle örtülür Her beze oklava ve nişasta yardımı ile incecik açılır. Tepsiye yayılır. Her yayımda  dövülmüş ceviz serpilir. 45 yufka üst üste istiflenir. Baklava biçimi kesilir. Yağ iyice kızdırılır. Sıcak sıcak haşlanır Fırına verilir. Fırından çıkınca ılık şurup dökülür. Dinlendirilir. Tepsi soğuksa şurup sıcak dökülür.

PİLAVLAR

Göveçli Pilav

Malzemeleri; 2 kg kuzu eti ,3 bardak pirinç ,tereyağı ,3 bardak et suyu ,2 çorba kaşığı tuz

Hazırlanışı: Et haşlanıp göveçte fırına sürülür. Pirinç, 2 çorba kaşığı tuzla kaynar suda önceden ıslatılır. Et başka kaba alınır. Pirinç bolca yıkanır. 2 çorba kaşığı tereyağında hafif  kavrulur. Göveçe yerleştirilir. Üzerine kızarmış kebap etleri koyulur. 3 su bardağı et suyu ilave edilerek, fırına verilir. Yarım saat fırında pişirilir.

Zerdeli Pilav

Malzemeleri; 2 su bardağı pirinç ,1,5 su bardağı haşlanmış nohut ,150 gr. margarin ,1 çay bardağı sıvı, yağ , tuz , karabiber

Zerde Malzemeleri; 2 çay bardağı toz şeker ,2 çay bardağı ,pirinç

Hazırlanışı:Pilavın hazırlanışı: pirinçler sıcak suda yarım saat bekletilip, süzülür, Diğer tarafta tencerede yağ eritilir.3 su bardağı su, tuz, karabiber ve nohutlar tencerede eriyen yağa ilave edilir. Su kaynadıktan sonra pirinçler de tencereye  ilave edilir. Önce hızlı daha sonra kısık ateşte göz göz oluncaya kadar pişirilir ve demlenmeye bırakılır. 15-20 dakika bekletildikten sonra servis hazır olur.

Zerdenin Hazırlanışı: 2 çay bardağı pirinç su ile kaynatılarak yumuşatılır.2 çay bardağı şeker ilave edilerek, şeffaf bir görünüm elde edilinceye kadar pişirilir. İstenirse portakal suyu da katılır. Sunum; nohutlu pilav ile zerde birlikte sunulur.Özellikle kız kınası denilen eğlencelerde ikram edilir.

Mercimekli Pilav

Malzemeleri; 1 su bardağı mercimek (siyah) ,2 su bardağı pirinç İ,2 baş soğan ,karabiber ,150 gr. tereyağı ,1 çay bardağı sıvı yağ

Hazırlanışı: Pirinçler sıcak suda yarım saat ıslatılır. Mercimekler ayıklanır, haşlanır ve süzülür. Diğer tarafta ince kıyılmış soğanlar pembeleşene kadar yağda kavrulur. Islatılan pirinçler yıkanıp süzülür. Kavrulan soğanlara ilave edilir. Pirinçler uzayıncaya kadar kavrulur. Mercimekler de ilave edilerek sıcak su koyulur. Kısık ateşte göz göz oluncaya kadar pişirilir Ve dinlenmeye bırakılır. Sunum; ılık olarak servis yapılır.

SALATALAR

Dövmeç

Malzemeleri; 5 haşlanmış yumurta ,1demet yeşil soğan ,zeytin yağı ,limon ,tuz

Hazırlanışı: Soğanlar ve yumurtalar incecik kıyılır. Tuz zeytinyağı, limon ilave edilerek iyice karıştırılır. İstenirse haşlanmış patateste katılabilir. Özellikle gözleme ile birlikte servis yapılır

İÇECEKLER

Şerbet

Loğusa şerbeti; tarçın karanfil küçük bir bez keseler içine konularak suyun içinde kaynatılır.Şeker ilave edilir. Ayrı bir kapta şeker boyası su ile kaynatılıp şerbete kayılarak servis yapılır. Doğum mevlitlerinde yapılır. Vişne ve güren (kızılcık) konserveleri yapılarak şerbet olarak içilir.

Gelincik ve Gül Şerbeti

Bu çiçeklerin yaprakları ıslatılıp bir süre bekletilir. İçine çok az tuz atılır. Rengi çıkıncaya kadar güneşte dinlendirilir. Kışın şekerle karıştırılarak içilir.

KIŞLIK YİYECEK VE İÇECEKLER

Tarhana Hazırlama : Yöremizde ak tarhana denilir. Malzeme olarak; un, maya yoğurt, kırmızı biber, nane, tuz, acı biber ve domatestir. Yaz aylarında hazırlanır. Soğan, domates ve biber (acı sevenler kırmızı süs biber kullanır) kıyma makinesi ile çekilir. Yoğurt, tuz,nane ilave edilerek karıştırılır. Maya eklenerek un katılır ve hamur haline getirilir. Üzerine un serpilerek üstü örtülür. On gün süresince günde bir defa yumruklanıp yoğrulur. (ekşisi gidene kadar) Hamur küçük parçalar halinde temiz bezler üzerinde kurumaya bırakılır. Kuruduktan sonra oğulabilecek kıvama gelince tahta tekne içinde oğulup kalburdan elenerek geçilir. Tekrar temiz bez üzerine serilerek iyice kurutulur

Kızılcık Tarhanası Hazırlama :   Kızılcık tarhanasına yörede ekşi tarhanada denir.Kızılcıklar çarşıdan aldığı gibi ilçede ve köylerde ağaçları vardır. Kızılcıkların ergin (olgun) olması gerekir. Yıkandıktan sonra kaynatmak için ocağa konur. Kaynadıktan sonra indirilir. Soğutulduktan sonra içine alabildiğine un tuz katılıp yoğrulur. Diğer tarhana gibi dökülür Fakat diğer tarhana gibi bekletilmez. Karıldığı gün dökülür. Tarhana ilistirden veya elekten geçirilir. Çekirdekleri kendiliğinden ayrılır. Çarşafların üstünde kurutulur.

Nişasta : Buğday 10 gün süreyle su içinde bekletilir, ezilip tekrar suyun içinde ıslatılır. Kabukları süzülüp kurutulur. Daha sonra oğularak un haline elenir ve torbalar içinde saklanır.

Yufka : Su, un tuzun karışımından oluşan hamurdan yumurta büyüklüğünde bezeler oluşturulur. Bunlar incecik açılarak saçta pişirilir. Çok sayıda yufka elde edilir. Bunlar hazır bir şekilde evde bekler ve gerektiğinde tüketilir.

Erişte : Hamur hazırlandıktan sonra ince yayımlar  (yufka) halinde açılır ve serilir. yufkalar kibrit çöpü büyüklüğünde keserek yapılan çeşidi de vardır. Gölgede kurutulur.

Ovma Şehriye :Hamur bol yumurtalı un tuz ile karıştırılır.Kaynar su dökülerek oklava ile yoğrulur. Karşılıklı iki kişi tarafından parlak hal alıncaya kadar  şimşirlenir. Parçalara ayrılır. Hafif kurumaya yakın kalburun üzerine konup ovalanır. Kalburun altına geçen hamurlar güneşte kurutulur. Makarna gibi isteğe göre pişirilir.

Salça : (Biber ve domates) Sebzeler yıkanıp ayıklanır ve parçalara ayrılır. Geniş sinilerin üzerine yayılır, iri tuz (kaya tuzu) serpilerek güneşte bekletilir. İlistirden geçirilerek sıvı hale getirilir ve suyu çekene kadar güneşte bekletilir.. Çinko kaplarda saklanır.

Sebze Kurutması  : Çöpleri yıkanıp ayıklanarak ipe dizilen veya bir bez üzerine serilen sebzeler kimi gölgede, kimi güneşte kurutulur. Kurutulan sebzeler biber, fasulye, patlıcan, gibi sebzeler.

Turşu : Sebzeler yıkanıp ayıklanır. Küpeciklerin en altına nohut ve dağ eriği birer avuç konur. Sebzeler küpecik içine sıkıca yerleştirilir ve üzerine tuzlu ve sirke su ilave edilir. Konulan sebzeler, biber, domates, salatalık, kelek, sarımsak konulur. Maydanoz ve limon katılıp üzerine ağırlık konularak küpecik ağzı kapatılır.Turşular karışık olduğu gibi sade de kurulmaktadır.

Gak : (Hoşaflık) Vişne, elma, erik gibi meyveler soyulup dilimlenmiş olarak serilerek kurutulur. Kışın hoşaf olarak kullanılır.

Pekmez : Üzümler  taş küvet içinde çiğnenerek ezilir, suyu çıkarılıp süzülür.Kazanın içinde kaynatılır. Bu esnada yöremizde bulunan beyaz renkte olan topraktan bir miktar karıştırılarak koyulaşıncaya kadar kaynatılır.

Reçel : Şerbet ile meyveler kaynatılır. İçine limon tuzu karıştırılıp koyulaşıncaya kadar kaynatılır. Küpecikler içinde saklanır.

1 YorumYorum yaz!Bağlantı

<- Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Memleket hasreti çekenlere...

Son Yazılar

Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak-Ahmet Uluçay
Âmâ öğretmenin azmi öğrencilere örnek oldu
Tavşanlılı Aileden İnsanlık Dersi
Ünlüler, nakış ustası öğretmenin peşinde
Kütahya'da tarihi evler
Kütahya'da tarih yeniden canlanıyor
KÜTAHYA'DA ''MEVLANA'YI ANMA'' ETKİNLİĞİ
Kütahya çinisi uluslararası 'altın fırça' yarışmasıyla t
Kurutulan baklava ambalaja girdi
KÜTAHYA MUTFAĞI VE YEMEKLERİ
Afrika zirvesine katılan Kütahya Seramik Burkino Faso'ya por
Şair Şeyhi
HiSARLI AHMET
Evliya Çelebi
Çini motifleri takım elbiseleri sardı
KÜTAHYA' NIN KÜLTÜREL DEĞERLERİ
Başlıksız
Çini Yapım Aşamaları
Hat Sanatının Çiniyle buluşması
Klasik Kütahya Çinileri-2
Klasik Kütahya Çinileri-1
Kütahya'da Çini ve El Sanatları
Tavşanlı
Şaphane
Simav

Kategoriler